11
Şub
2017
5

Neden Evlenmiyorsun?

Sanırım bu soruyu sormayan bir kaç kişi kaldı, onları da ben koruma altına alacağım uzun uzun yaşasınlar diye. Evli olanlar evlenmeden önce (gerçi şimdide başka sorular soruyorlardır) bu soruyla eminim çok karşılaşmışlardır. Benim gibi bekar olanlar da sanırım evlenene dek sık sık bu soruyla karşılaşacak. En yakınlarımdan tutunda hiç tanımadığım, ilk defa karşılaştığım insanlar bile bu soruyu sorar oldu. – Eeeee evlilik ne zaman? – Ne evliliği ya, daha yapılacak çok şey var. -Olsun olsun. Önemli olan evlilik, her şey bir şekilde düzene girer. Mühim olan evliliği geciktirmemek. Hanım kızımız ile ne zaman tanıştırırsın bizi? Bu tarz konuşmalar ne kadar...
Devamını Oku
10
Şub
2017
6

Teşekkürler dostlar

Yakın bir zamanda yine blogun temasıyla oynaşmaya başladım. Sadece yeni temanın nasıl duracağını merak ettim ve yükledim. Sonra temanın örnek dosyalarını tema panelinden içeri aktardım. Daha önceden de bu işlemleri yaptığım için hiçbir korkum olmadan yaptım bu işlemi. Normalde bu gibi işlemlerde içeri aktarılan dosyalar mevcut dosyaları etkilemezdi ama bu seferki temada içeri aktarılan dosyalar mevcut yazıları ve dosyaları komple silip üzerinde yazmıştı. İlk başta gözlerime inanamadım çünkü tüm emeklerim yok olup gitmişti. Böyle bir şeyin başıma gelebileceğini düşünmediğim içinde yedek almamıştım. Yani bir nevi kendi ellerimle emeklerimi yok etmiş ve sonumu hazırlamıştım. Çünkü eğer dosyaları kurtaramamış olsaydım belki de...
Devamını Oku
8
Şub
2017
0

İçimizdeki Şeytan – Sabahattin Ali

Psikolojik tahlillerin havada uçuştuğu, yalnızlığın, aşkın ve acizliğin insanının yüzüne yüzüne vurulduğu bir kitap : İçimizdeki Şeytan Sabahattin Ali’ye göre içimizdeki acizliğe ve tembelliğe verdiğimiz bir isimdir “içimizdeki şeytan”. Yaptığımız hataların ve yanlış kararların suçlusudur “içimizdeki şeytan”. Kitabın ana karakterleri Ömer ve Macide diyebilirim. Ömer; aylak aylak takılan, bir akrabasının torpili ile iş bulmuş ve bu işte de doğru düzgün çalışmayan ve hayatını borç para ile devam ettiren bir felsefe öğrencisi. Macide ise; müziğe yatkınlığı olan ve ailesi tarafından Balıkesir’den İstanbul’a müzik eğitimi alması için gönderilen genç bir kız. Ömer’in vapurda Macide’yi görüp vurulması ve kızın peşinden koşması ile hikayemiz...
Devamını Oku
31
Oca
2017
4

#NelerÇektim Ocak,2017

Bu ay da diğer aylar gibi, yani su gibi akıp gitti. Son zamanlarda Ankara’dan dışarı çıkmaz oldum. Gerçi bu ay bayağı kar yağışlı olduğu için güzel manzaralara şahitlik edebilirdim. Ama ben üşendim ve kendimi güzel mekanlara atamadım. Yinede bir kaç fotoğraf çektim. Artık bunlarla idare edeceğim 🙂 Fotoğraflar Kızılay ve Kurtuluş Parkı’ndan….
28
Oca
2017
4

Tolstoy üçlemesi: İnsan Ne ile Yaşar?, Kreutzer Sonat, İvan İlyiç’in Ölümü

Tolstoy’un hepsi birbirinden değerli bu üç kitabını aslında tek başlık altında toplamak istemezdim ama; hem kitaplar kısa olunca hem de kitapları art arda bitirince ayrı ayrı başlıklar açmaktan vazgeçtim. Gelelim kitaplara… İnsan Ne ile Yaşar? Kitapta 3 ayrı hikaye kaleme alınmış. Bunların ilkinde kitaba da adını veren “İnsan ne ile yaşar?” hikayesi geçiyor. Bu sorunun cevabı güzel bir şekilde hikayenin sonunda ortaya çıkıyor. Diğer hikayelerde ise “açgözlülük” ve bunun insanı ne hallere soktuğu güzel bir şekilde işlenmiş. Hikayelerin hepsi birbirinden güzeldi. Okunmasını tavsiye ederim. Kreutzer Sonat Öncelikle şunu belirtmekte fayda var; evlilik arifesinde olanlar bu kitabı okumasın 🙂 Trende boşanma...
Devamını Oku
23
Oca
2017
0

Tüm hayat, 40 kürek

Sakin sakin bilgisayarımın başında takılırken telefon çaldı. Arayan yakın bir arkadaşımdı. Hafta sonu olduğu için buluşuruz diye aradığını düşündüm, çünkü bu her hafta sonu tekrarlanan bir şeydi. Telefonu gevşek bir ses tonu ile açtım ama her zaman ki gibi gevşek bir ses tonu ile cevap gelmedi : “Kanka çabuk hazırlan cenazeye gidiyoruz…” Apar topar hazırlandım ve beni almaya gelen arkadaşla atladık arabaya, bulduk cenaze evini. En son 5 yıl önce gülerken gördüğüm arkadaşımı bu sefer ağlarken gördüm. Ben onu hiç bu şekilde görmemiştim. Evine birkaç arkadaş ders çalışmaya gidip sabaha kadar film izleyip, oyun oynadığımız bu evi hiç bu kadar kalabalık...
Devamını Oku
21
Oca
2017
2

Semerkant – Amin Maalouf

Semerkant’ta Ömer Hayyam ile başlayan kitap, bitmek bilmeyen bir hız ile Amerika’ya kadar uzanıyor ve hüzünlü bir son ile bitiyor. Kitabı her ne kadar 4 bölümden oluşsa da ben kendi değerlendirmem açısından 2 bölüm olarak ele alacağım. Çünkü ilk 2 bölümünde Ömer Hayyam ve döneminde başından geçen olaylar yer almakta; devamındaki 2 bölümde ise Benjamin O. Lesage ve İran macerasına yer verilmiş. Ömer Hayyam ile ilgili bölümleri 1. bölüm, Benjamin O. Lesage’ın olduğu bölümleri ise 2. bölüm olarak değerlendirdim. 1.bölüm : Ömer Hayyam ve çevresinde gelişen olaylar Semerkant’a geleli henüz kısa süre olmasına rağmen bir kavgaya karışan ve linç olmaktan kurtulup...
Devamını Oku
13
Oca
2017
0

Yeni Trend : Paranormal Olaylar

Son zamanlarda eminim sizin de dikkatinizi çekmiştir: her eline kamera alan “paranormal olay” peşine düşmeye başladı. “Aaaaa ağbi şurda karartı var, heralde cin bu ağbi, eğ kafayı cinler bizi görmesin ağbi…” Bir kaç ay önce bilmem ne mezarlığında bir gece isimli videoyla denk geldim bu videolara. Sonra şuna bakayım buna bakayım derken, türlü türlü insanların çektiği videoları izlerken buldum kendimi. (Bu tarz varlıkların varlığına inanan birisi olduğum için ilgimi de çekmedi değil.)  İlk etapta mezarda bir gece ile başlayan serüven, son zamanlar da cin çağırma ritüellerine kadar uzandı. Nova Prospekt isimli kanal işi taaaaa bu noktalara kadar getirdi. Ama en...
Devamını Oku
8
Oca
2017
0

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu – Peyami Safa

Hastalık, aşk ve yalnızlık. Üçünün iç içe geçtiği psikolojik roman “Dokuzuncu Hariciye Koğuşu”. Kitabı okurken yaşadıklarını anlatan kişinin adını bilmiyordum. Kitabın yarısına gelince merak ettim ve araştırdım. Öğrendim ki Peyami Safa kendi otobiyografisini yazmış. Okuduklarımın gerçek bir hikaye olduğunu öğrenince kitaba bakış açım daha da farklılaştı ve daha da merak uyandırdı. 8 yaşından beri bacağında ki kemik hastalığından mustarip olan çocuk, 15 yaşına geldiğinde yapılan muayenelerde durumun daha da kötüye gittiğini öğrenir. (Hastaneden çıktığında yolda yürürken ağacın bile sıhhatini kıskanması gerçekten yürek burkan bir durumdu.) Bu durumu annesiyle paylaşmayan çocuk, uzaktan akrabaları olan ve Erenköy’de yaşayan Paşanın evine gider. Burada neredeyse...
Devamını Oku
1 2 3 8