21
Mar
2017
0

Satranç – Stefan Zweig

Bir gemi yolculuğunda birbirinden hiç haberi olmayan 4 kişinin bir satranç müsabakasında buluşmasını anlatan, psikolojinin tabiri caizse dibine vuran bir kitap. Olayları aktaran kişi, petrol zengini McCannor, Mirko Czentovic ve Dr. B.’nin satranç oyunu üzerinden bir nevi dışa vurumu aktarılmış. Mirko, geçmişinde bir köylü çocuğu olan, hiçbir şeyden anlamayan hatta aptal denilebilecek bir düzeyde biriyken, satranç oyununda kendisini gösterir ve hatta dünya şampiyonu olur. Çocukluğundan beri kolay kolay kimseyle konuşmaz ve dışlanmıştır. Ama bu başarısı onu olumlu anlamda değiştermemiş olup; çok kaba saba, konuşmayan ve insanlara yukarıdan bakan bir kişiliğe sahip olmasını sağlamıştır. Para karşılığında turnuvalara katılıp parasına para, ününe...
Devamını Oku
18
Mar
2017
0

Ne olacak bu ülkenin hali?

Aslında siyasi mevzulara dalmak istemiyordum ama son zamanlarda yaşanan saçma sapan şeylerden sonra artık iyicene sinirlenmeye başladım ve içimi dökmek istedim. Gerçi Avrupa’ya demokrasi dersi veren ülkemde bahsedeceğim konulardan dolayı şucu bucu diye yaftalanmak da var ama hadi neyse. Gelin mahalledeki kahveye, açalım okey takımını başlayalım sohbete : “Ne olacak bu ülkenin hali?” Ülke imajı mı, o da ne? Yeniyor mu yoksa içiliyor mu? Malumunuz geçen hafta Türkiye’nin gelişmesini istemeyen, hayırcı faşist Hollanda’ya demokrasi dersi verdik. Ülkenizde miting yapacağız izin verir misiniz dedik, olmaz dediler. Orta Doğu’nun gelmiş geçmiş en hırslı, gözü yaman, sözünün adamı, kısacası adam gibi adam olan...
Devamını Oku
9
Mar
2017
0

Ölümsüzlük – 1

Ardıma bakmadan hızlı hızlı koşuyorum, sağım solum su kanallarıyla dolu. Toprak yol, traktör tekerlerinin gittiği yerlerin şeklini almış, kendine yeni bir yüz edinmiş ve ben bu yüzün üzerinde düşmeden koşmaya çalışıyorum. Karşımdan gelen güneş ışığı gözlerimi açmama fırsat vermiyor. Arkamdan birileri bağırıyor ama ben ardıma bakmadan koşuyorum. Sesler daha da yakınlaştı, sanki kulağımın içine içine bağırıyorlar. Ardıma bakamıyorum, güneş gözümü alıyor ve kurumuş otlar bacağıma bacağıma koşmama engel olmak istermişcesine batıyor. Koşamaz hale geliyorum ve sesleri daha net bir şekilde duymaya başlıyorum. Kaçışın olmadığını fark edip yavaşlayıp duruyorum. Nefes nefese kalmış bir şekilde ardıma bakmaya cesaret edemeden sesleri anlamaya çalışıyorum....
Devamını Oku
8
Mar
2017
2

Menfaat, insanın fıtratıdır

Diğer insanlarla olan ikili ilişkilerimizde hemen hemen hepimizin dert yandığı yandığı bir konu var : menfaat. Daha önceden de menfaat ile ilgili kendi kendime sorgulamalar yapmıştım ama bunu bir yazıya dökmek aklıma gelmemişti. Bu gün Bir Tutam Karınca’nın yazısını okuyunca menfaat ile ilgili düşüncelerimi paylaşmak istedim. Öncelikle, menfaat nedir? Menfaat dediğimiz şey çıkardır, bir şeyin bize sağladığı faydadır. Şimdi yazının başına döneyim, ne dedim: hepimiz insanların menfaatçi olmasından şikayetçiyiz. Sanırım bu durumdan herkes şikayetçidir. “İnsanları menfaati olmasa onu yapmaz, bunu yapmaz, şunu yapmaz…” sürekli bir homurdanma içerisinde oluruz. Şikayet ettiğimiz şey ise vazgeçemeyeceğimiz, hayatımızın parçası olan menfaatlerimiz. Peki ya hep şikayet...
Devamını Oku
3
Mar
2017
0

Hiçbir şey yapmak istememek

Son zamanlarda bürünmüş olduğum ruh hali midir yoksa tembelliğimin hat safha da olmasından mıdır nedendir bilmem;inanılmaz derecede hiçbir şey yapmak istemiyorum. Son yazıyı yazdığımdan beri neredeyse 20 gün geçmiş ve bu süreçte bloga hiçbir yazı yazmadım. Her ay iyi kötü çektiğim fotoğrafları yayımlardım, onu da yapmadım. O blog benim şu blog senin blogdan bloga atlar blog okurdum, onu da yapmadım. Kitap okur, okuduğum kitabı az da olsa elimden geldiğince özetlemeye çalışırdım, onu da yapmadım. Müzik dinler hayallere dalardım; artık ne müziklerin ne de hayallerin tadını tuzunu alabilir oldum. Dilimde ki yaradan dolayı doğru düzgün ne yiyebiliyor ne de içebiliyorum. Birde...
Devamını Oku
11
Şub
2017
5

Neden Evlenmiyorsun?

Sanırım bu soruyu sormayan bir kaç kişi kaldı, onları da ben koruma altına alacağım uzun uzun yaşasınlar diye. Evli olanlar evlenmeden önce (gerçi şimdide başka sorular soruyorlardır) bu soruyla eminim çok karşılaşmışlardır. Benim gibi bekar olanlar da sanırım evlenene dek sık sık bu soruyla karşılaşacak. En yakınlarımdan tutunda hiç tanımadığım, ilk defa karşılaştığım insanlar bile bu soruyu sorar oldu. – Eeeee evlilik ne zaman? – Ne evliliği ya, daha yapılacak çok şey var. -Olsun olsun. Önemli olan evlilik, her şey bir şekilde düzene girer. Mühim olan evliliği geciktirmemek. Hanım kızımız ile ne zaman tanıştırırsın bizi? Bu tarz konuşmalar ne kadar...
Devamını Oku
10
Şub
2017
6

Teşekkürler dostlar

Yakın bir zamanda yine blogun temasıyla oynaşmaya başladım. Sadece yeni temanın nasıl duracağını merak ettim ve yükledim. Sonra temanın örnek dosyalarını tema panelinden içeri aktardım. Daha önceden de bu işlemleri yaptığım için hiçbir korkum olmadan yaptım bu işlemi. Normalde bu gibi işlemlerde içeri aktarılan dosyalar mevcut dosyaları etkilemezdi ama bu seferki temada içeri aktarılan dosyalar mevcut yazıları ve dosyaları komple silip üzerinde yazmıştı. İlk başta gözlerime inanamadım çünkü tüm emeklerim yok olup gitmişti. Böyle bir şeyin başıma gelebileceğini düşünmediğim içinde yedek almamıştım. Yani bir nevi kendi ellerimle emeklerimi yok etmiş ve sonumu hazırlamıştım. Çünkü eğer dosyaları kurtaramamış olsaydım belki de...
Devamını Oku
8
Şub
2017
0

İçimizdeki Şeytan – Sabahattin Ali

Psikolojik tahlillerin havada uçuştuğu, yalnızlığın, aşkın ve acizliğin insanının yüzüne yüzüne vurulduğu bir kitap : İçimizdeki Şeytan Sabahattin Ali’ye göre içimizdeki acizliğe ve tembelliğe verdiğimiz bir isimdir “içimizdeki şeytan”. Yaptığımız hataların ve yanlış kararların suçlusudur “içimizdeki şeytan”. Kitabın ana karakterleri Ömer ve Macide diyebilirim. Ömer; aylak aylak takılan, bir akrabasının torpili ile iş bulmuş ve bu işte de doğru düzgün çalışmayan ve hayatını borç para ile devam ettiren bir felsefe öğrencisi. Macide ise; müziğe yatkınlığı olan ve ailesi tarafından Balıkesir’den İstanbul’a müzik eğitimi alması için gönderilen genç bir kız. Ömer’in vapurda Macide’yi görüp vurulması ve kızın peşinden koşması ile hikayemiz...
Devamını Oku
31
Oca
2017
4

#NelerÇektim Ocak,2017

Bu ay da diğer aylar gibi, yani su gibi akıp gitti. Son zamanlarda Ankara’dan dışarı çıkmaz oldum. Gerçi bu ay bayağı kar yağışlı olduğu için güzel manzaralara şahitlik edebilirdim. Ama ben üşendim ve kendimi güzel mekanlara atamadım. Yinede bir kaç fotoğraf çektim. Artık bunlarla idare edeceğim 🙂 Fotoğraflar Kızılay ve Kurtuluş Parkı’ndan….
1 2 3 8